
İlişkiler çoğu zaman büyük ve gürültülü kavgalarla birdenbire değişmez. Bir erkek bir sabah uyanıp da ilişkisinde tüm benliğini yitirdiğini aniden fark etmez. Bu değişim son derece sessiz, derinden ve yavaş ilerler. İlk başta fark etmediğin küçük tavizlerle başlar; sonra bu tavizler hayatının doğal bir parçası haline gelir.
Bir gün geriye dönüp baktığında, seni sen yapan birçok alışkanlığın, o eski maskülen enerjinin ve heyecanlarının ortadan kaybolduğunu görürsün. Arkadaşlarınla daha az görüşüyor, sporunu erteliyor, kararlarını kendi isteklerine göre değil, ilişkinin gidişatına göre veriyorsundur. Üstelik tüm bunlar olurken aklından tek bir savunma geçer: "Bunu ilişkim için yapıyorum."
Sessiz Tehlike: Kendini Kaybetmek Bir Anda Olmaz
İşte birçok erkeğin yanıldığı nokta tam olarak burasıdır. Fedakarlık ile kendini kaybetmek ilk başta birbirine çok benzer görünür. Sevdiğin kadın için bazı alışkanlıklarından vazgeçmek, zamanını ona ayırmak ya da bazı konularda esnek olmak sağlıklı bir ilişkinin doğal parçalarıdır. Fakat bu davranışlar zamanla yalnızca karşı tarafı mutlu etmek için yaşamaya dönüşüyorsa, ilişkini korumaya çalışırken kendi kimliğinden uzaklaşmaya başlamışsın demektir.
Bunun en tehlikeli tarafı, bunu yaşarken fark etmemendir. Kimse sana "Artık kendin değilsin" demez. Tam tersine, çevrendeki insanlar her şeyin yolunda olduğunu düşünebilir. Sen de yaptığın fedakarlıkları sevginin doğal bir sonucu olarak yorumlarsın. Oysa sevgi ile kendinden vazgeçmek arasında görünmeyen ama çok önemli bir çizgi vardır. İnsan o çizgiyi geçtiğini çoğu zaman ancak ilişki bittikten sonra fark eder.
İlişkinin Merkezine Kendini Değil, Karşı Tarafı Koyduğunda Ne Olur?
Sağlıklı bir ilişki iki insanın hayatını zenginleştirir. Sağlıksız bir ilişki ise zamanla bir tarafın bütün hayatını diğerinin etrafında döndürmeye başlar. Başlangıçta sadece daha fazla vakit geçirmek istersin. Sonra planlarını onun programına göre yapmaya başlarsın. Ardından kendi isteklerinden küçük küçük vazgeçersin. Bir süre sonra ise gününün nasıl geçeceğine bile onun davranışları karar verir hale gelir.
Mesajına geç cevap verdiğinde moralin bozulur, planı iptal ettiğinde bütün günün anlamını kaybeder, kısa cevap verdiğinde ise saatlerce neyi yanlış yaptığını düşünürsün. Farkında olmadan ilişkin, hayatının bir parçası olmaktan çıkar ve hayatının merkezi haline gelir.
Eskiden seni mutlu eden şeyler artık yeterince heyecan vermez. Spor yaparken bile telefonunu kontrol eder, arkadaşlarınla otururken aklının bir köşesinde sürekli ilişkini taşırsın. Karşı tarafın ruh hali senin ruh halini belirlemeye başlar. O mutluysa sen de rahatsındır. O uzak davranıyorsa bütün gününü bunu anlamaya çalışarak geçirirsin. Dışarıdan bakıldığında bu yoğun bir sevgi gibi görünebilir; oysa yaşanan şey sevgi değil, duygusal bağımlılıktır.
Çoğu İnsanın Gözden Kaçırdığı Şey: Fedakarlık vs. Özveri
İlişkilerde yapılan en büyük yanlışlardan biri, fedakarlık ile özveriyi aynı şey sanmaktır. Elbette sevdiğin insan için zaman ayırırsın, bazen planlarını ertelersin. Ancak bunlar tek taraflı hale geldiğinde ve sürekli aynı kişi vazgeçmeye başladığında denge bozulur.
Sürekli "Onu mutlu etmek istiyorum", "Kırılmasını istemiyorum" ya da "Boş yere tartışmayalım" diyerek kendi sınırlarından taviz verirsen, bir süre sonra kendi ihtiyaçlarını hiç konuşmayan biri haline gelirsin. İstemediğin bir şeye "Tamam" dersin. Seni rahatsız eden bir davranışı dile getiremezsin. Günün sonunda neden bu kadar yorgun hissettiğini anlayamazsin. Aslında seni yoran şey ilişki değildir; sürekli kendinden vazgeçmektir.
Kendi sınırlarını koruyamadığında kendine olan saygın da yavaş yavaş azalmaya başlar. Özsaygın azaldıkça daha fazla taviz verirsin. Daha fazla taviz verdikçe kendini daha az değerli hissedersin. İşte birçok ilişkiyi tüketen şey büyük kavgalar değil, bu sessiz döngüdür.
Kendini Kaybettiğini Anladığında Ne Yapmalısın?
Eğer ilişkinde kendini kaybettiğini fark ettiysen, yapman gereken ilk şey suçu tamamen karşı tarafa yüklemek değildir. "Beni bu hale o getirdi" demek sorumluluğu dışarıya bırakır ve değişim gücünü elinden alır. Sağlıksız bir ilişkinin oluşmasında her zaman iki kişinin de payı vardır. Bir taraf sınırları zorlamış olabilir ama diğer taraf da o sınırların aşılmasına izin vermiştir.
Değişimi başlatmak için şu adımları takip et:
-
Kendi Hayatına Dönüp Bak: Son altı ayda sadece kendin için ne yaptığını düşün. Seni mutlu eden hangi alışkanlığı bıraktın? Hangi arkadaşından uzaklaştın? Hangi hedefini sürekli erteledin? Bu soruların üzerine git.
-
Soruyu Değiştir: Bugüne kadar "Beni neden böyle insanlar buluyor?" diye sormuş olabilirsin. Şimdi daha güçlü olan şu soruyu sor: "Ben neden kendimi bu kadar kolay ikinci plana atıyorum?"
-
Sınırlarını Yeniden Çiz: Sağlıklı ilişkilerde kimse kendini sürekli kanıtlamak zorunda hissetmez. Sürekli tetikte hissetmediğin, olduğun gibi kalabildiğin güvenli bir alan inşa et.
Unutma, bir ilişkiyi kaybetmek her zaman acı verir. Ama kendini kaybetmek, çok daha uzun sürer. Gerçek değişim, bir ilişki uğruna kendinden vazgeçmemeyi öğrendiğinde başlar.
Ilgili Yazilar
İlişki YönetimiNeden Huzurlu Bir İlişki Sana Sıkıcı Geliyor? Kaosa Alışan Zihnin Psikolojisi
Düzgün giden ilişkilerde sebepsiz bir huzursuzluk hissediyorsan yalnız değilsin. Zihnin kaosa ve kaygıya alıştığı için güveni çekimsizlik sanıyor olabilir.
İlişki YönetimiNeden İnsanların Seni Kaybetmekten Korkmasını İstiyorsun? Vazgeçilmez Olma Arzusu ve İlişkide Güç Oyunları
İlişkilerinde sürekli testler yapıyor, kendini kanıtlamaya mı çalışıyorsun? Sevmek ve sevilmek ile vazgeçilmez olma arzusu arasındaki o ince çizgiyi ve bu durumun arkasındaki psikolojik nedenleri keşfet.
Erkek Gelişimiİnsanlar Sana Neden Değer Vermiyor? Sınır Çizmenin ve Özsaygının Gücü
İlişkilerinde sürekli fedakarlık yapan ama hak ettiği saygıyı göremeyen bir erkek misin? İnsanların sana davranış şeklini nasıl değiştireceğini ve gerçek özsaygıyı nasıl inşa edeceğini öğren.
